HER İNSAN BİR HİKAYEDİR... YAZILMAZSA ÇOK YAZIK OLUR...

8/6/2006 - SAKSINDAKİ ÇİÇEK

 

Ne kadar su verirsen o kadar boy atarım uzaklara… Sen elinde ne varsa çekinme sula bedenimi. Toprağa tutundukça kuvvet alırım belki. Sen akşam deme sabah deme sula beni… Sula ki en güzel yaprakları vereyim bir gün sabaha karşı. Ve en güzel çiçekleri açayım akşamüstlerinde, sen yalnızken ve başını cama dayamışken.  Ne kadar ilgi verirsen o kadar serpilirim ben. Ne kadar az toprağımı değiştirirsen o kadar çok çürür bedenimdeki her türlü sevgi büyüsü. Baharda budamazsan sana olan sevgimi, dallarım amaçsız uzar seni sarar ve boğar. Birkaç dal kır her bahar benden. Kır ki başkalarına uzamasın, kır ki boğmasın farkında olmadığın sevgim seni. Saksıda bir çiçeğim ben. Salonun bir köşesinde her sabah uyanışını bekleyen, pencereyi açıp sabah ışığını senin saçlarına vuruşu ile içine çekmek isteyen saksıdaki her hangi bir çiçek… Uykulu gözlerle görmek için seni, senden önce yapraklarını açan, her işe geç kalışında sesim çıkmasa da avaz avaz bağıran, tam köşede öylece arkanda duran saksıda kurumak üzere bir çiçeğim ben. Sula beni, okşa yaprağımı ki ölmeyeyim bu kış günü hava soğukken. Arada bir arkanı dön bari ne olur. Baksan yeter… Ta yazdan kalan su yeter bana belki. Baksan yeter…Yeşilin yeşilime değsin yeter. Öyle bak ki dünyanın en el değmemiş sularıyla yıkar gibi beni, en güzel topraklarla değiştirir gibi toprağımı yer yerinen oynasın. Dokunma baksan yeter…Köküm kalsın içinde bir tek saksıda. Kes dibimden ne olur eğer bakmayacaksan! Kökümden filizlenen yeni yapraklar ile deneyeyim birde seni SEVMEMEYİ! 

Yada şu karşıdaki bahçeye göm beni. Hiç yokmuşum gibi her sabah çekip kapıyı gitmenden daha fazla acıtmaz canımı. Nasılsa bakmıyorsun, nasılsa sulamıyorsun güçsüz bedenimi… Hoyrat yağmurlar umudum olsun. Hiç değilse her gün üstüne bastığın bahçenin toprağına göm beni. Her üstüme basışında inatla yukarı büyüyeyim. Her ilk baharda sen değil de ruhsuz ve donuk bahçıvan budasın sana uzanan kollarımı. Nasırlı elleri arasından beni duy diye sesleneyim.

Senin saksındaki hiç bakmadığın kurumuş çiçek olayımda sen ölme yeter ki. Zaten yalnız olan beni sensiz bırakıp gitme. Ben öylece kocaman beyaz saksımda sessizce otururum bir köşede. Solacaksam ben solarım, kuruyacaksam ben kuruturum yapraklarımı. Belki eskimiş bir hikaye  kitabı arasında saklarsın beni. Her açışında o sihirli sayfayı sana ben okurum hikayeyi  kelime kelime. Yeterki sen ölme…

Baksan yeter…. Yeşilin yeşilime değsin… Arkanda kurumak üzere duran saksıdaki çiçek olsam da, bir kere bak da ben öleyim bu bana yeter…

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Yazılarım ve hayat hikayeleri...

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

Kategoriler

    Arkadaşlarım

    çakır aker